Hadsizlik ve Haddini Bildirme

07.03.2017
Devlet büyük bir yapıdır; yönetimi iyi bir sistem ve dikkat gerektirir. Toplumu oluşturan insanlar tek dine, tek dile mensup değildir.
Bu çeşitlilik arz eden toplumsal yapının idaresinde eş, dost, senin adamın, benim adamım olmaz, olmamalı. Makamlar liyakate göre verilmeli, devletin yönetiminde görev alacak her insan liyakate göre belirlenmeli. İşte tam da yaşadığımız olaylara ışık tutacak güzel bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Halife Harun Reşid, Bermekilerden olan veziri Cafer bin Yahya ile birlikte, "Saray’ın bahçesi”nde gezerken, canı "meyve” çekiyor...
"Elma”yı dalından koparmak için uzanıyor, ne var ki; "orta boylu” olduğu için, meyveye yetişemiyor!..
Veziri Yahya’ya diyor ki;
"Omzuma çık, o meyveyi kopar ve bana ver!”
Vezir "zayıf” olduğu için, "Halife’nin omzuna” çıkıyor ve meyveyi koparıp, veriyor...
Meyveyi yiyen Halife Harun Reşid, "çok lezzetliymiş” diyor, "Bana bahçıvanı çağırın... Bu lezzetli meyveden dolayı onu ödüllendireceğim.”
Zaten az ileride duran ve olan-biteni "hayretle” seyreden bahçıvan geliyor... Halife, ona; "Sana bir ödül vereceğim, dile benden ne dilersen”
diyor...
Bahçıvan diyor ki;
"Sultanım, sizden bir tek isteğim olacak... Bana, benim Bermeki olmadığıma dair bir belge verir misiniz?”
Halife şaşırıyor!..
"Herkes devlet kademesinde görev almak için bir Bermeki şeceresi uydururken, herkes Bermeki olmaya can atarken, sen niye Bermeki
olmadığına dair belge istiyorsun ki?..
Kaldı ki, sen bir Bermeki’sin!.. Bermeki olmaktan niye kaçınıyorsun?..”
"Belge”yi almakta ısrar eden bahçıvan diyor ki; "Evet, bir Bermeki’yim... Ama, madem ki, benden bir istekte bulunmamı istediniz... Ben
bu belgeyi istiyorum, başka da bir isteğim yok!”
Halife Harun Reşid de; "Madem ısrar ediyorsun, istediğin belgeyi vereceğim sana” diyor ve daha sonra da, o belgeyi veriyor bahçıvana...
Aradan yıllar geçer...
Halife Harun Reşid, yattığı "uyku”dan uyanır, "göz”leri açılır, "kulak”ları duymaya başlar...
Civar ülkelerden gelen uyarıların ve halktan yükselen tepkilerin, hiç de yersiz olmadığını düşünmeye başlar!..
Bermekiler ; Halife Harun Reşid’in kendilerine beslediği büyük güven ve yakın ilgiyi istismar ederek, sadece Saray kademelerini değil,
eyaletleri de kendi yandaşları ile yönetmeye başlarlar!..
Devletin her kademesini anlayacağınız bir "ur” gibi sarmışlar, en ücra yerlerine bile kendi adamlarını yerleştirmişlerdir!..
Yattığı "derin uyku”dan uyanan Halife, Bermekilerin " bir devlet içinde devlet” kurmak için uğraştıklarını ülkenin her yanını ele geçirdiklerini
ve kendisini devredışı bıraktıklarını fark edince, derhal emir verir:
"Bermekileri kılıçtan geçirin!..
Yaşlılarını da zindana atın!”
Emir, yerine getirilir!.. Bermekiler öldürülür.
Peki, bahçıvana ne olur?..
Halife’nin emri üzerine, görevliler bahçıvanın evine de giderler... Ya kılıçtan geçirecekler, ya hapse atacaklardır!..
Ama, bahçıvan; hemen, Bermeki olmadığına dair, Halife imzalı belgeyi gösterir!..
"Gördüğünüz gibi, ben Bermeki değilim”der ve kellesini kurtarır!..
"Kılıçtan geçirme ve zindana atma operasyonu” sona erince, Harun Reşid, son durumu öğrenmek için kurmaylarını çağırır ve sorar;
"Emrimi yerine getirdiniz mi?”
Kurmaylar der ki;
"Listedeki herkes; ya kılıçtan geçirildi, ya zindana atıldı... Sadece bir adam kaldı... Ama, ona dokunamadık, çünkü elinde sizin imzaladığınız
bir belge vardı!”
Halife; "Hatırladım ben onu... Onu bulun ve bana getirin” der...
Bahçıvan huzuruna getirilince, Harun Reşid sorar adama;
"O gün, Bermeki olmadığına dair, benden ısrarla belge istedin... Ben de verdim... Peki, bugünlerin geleceğini nereden anladın?”
Bahçıvan der ki;
"Sultanım; hani, o elmayı koparmak isterken, vezir, sizin omzunuza basmıştı ya... İşte o an dedim ki; eyvah, bizim sonumuz geldi!”
Harun Reşid, araya girip; "Ama ben söyledim omzuma basmasını” deyince, bahçıvan der ki;
"Farketmez sultanım... Sizin, Sultan olarak, vezirinizin omzunuza basmasını istemeniz bir alicenaplıktır, büyüklüktür... Siz istemiş
olsanız bile, vezirinizin omzunuza basması ise; hem şımarıklık, hem hadbilmezlik, hem de küstahlıktır!..
Sizin omzunuza basıp meyveyi koparmak yerine, pekâlâ beni çağırabilir ve benden isteyebilirdi!..
Bir adam, vezir de olsa, sultanının omzuna basacak kadar cüretkâr ve hadbilmez olduysa, bunun sonu felâkettir!.. Ben, işte o gün bu
felâketi gördüm ve sizden o belgeyi istedim.”
Evet, atalar ne demiş: "İslamın şartı beş ise altıncısı haddini bilmektir”.
Zira, unutulmamalı ki, haddini aşanlara Allah eninde sonunda haddini bildiriyor!..
Hz. Ali cennet mekanı da unutmamak gerekiyor "Her şeyin affı olur ancak devlete ihanetin asla”....


Yorum Yaz

E postanız yayınlanmayacaktır. Tüm alanlar mecburidir