Türkiye İlaç Endüstrisinin Küreselleşmesi için Devlet ile Ortak Yol Haritası

09.05.2017

Sendikamız; 2023 yılı için endüstrimizin hedefini, küreselleşmek ve dünyanın önemli ilaç üreticisi ülkelerinden birisi konumuna gelmek olarak belirlemiştir.

Bu hedef doğrultusunda; ilaç sektörünün sorunlarına çözüm üretmek, endüstriyi geleceğe taşımak ve ülke ekonomisine daha fazla değer yaratmak amacıyla; “Türkiye İlaç Endüstrisi’nin Küreselleşmesi için Devlet ile Ortak Yol Haritası” başlıklı rapor hazırlanarak kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.

Genel ekonomik göstergeler, sektörel veriler titizlikle analiz edilerek, sektör ve resmi otorite temsilcileriyle yapılan görüşmeler ve diğer ülkelerin deneyimleri dikkate alınarak hazırlanan raporda, ilaç endüstrimizin mevcut durumu, amaç ve hedefleri ele alınmış, endüstri stratejisi ve eylem planları belirlenmiş, Türkiye ilaç endüstrisinin stratejik bir endüstri olarak kabul edilmesi ve desteklenmesi halinde yakalayabileceği küresel rol tarif edilmiştir.

İlaç endüstrisi ülkemizde stratejik öneme sahip, kilit endüstrilerden birisidir ve doğru stratejiyle iç talebin büyük kısmını karşılayan, yüksek oranda ihracat yapan, daha fazla istihdam yaratan, vergi tabanını büyüten bir endüstri haline gelebilecektir.

Raporumuz endüstrimizin yeni vizyonu için bir başlangıç noktası oluşturmaktadır. Bundan sonraki yol haritamız; Devletimiz ve sektördeki paydaşlarımızın katkı ve çabalarıyla belirlenecektir. Bu yolda, Devletimizin, ilaç endüstrisinin tüm bileşenlerinin, akademik çevrelerin ve meslek kuruluşlarının desteği ve birlikte çalışması kritik önem taşımaktadır.


Dünya Pazarındaki Yeri

Türkiye İlaç Endüstrisinin Dünya Pazarındaki Yeri

İlaç endüstrisinin köklü bir geçmişe sahip olduğu Türkiye, bugün dünyanın en büyük 14., Avrupa’nın 6., Orta ve Doğu Avrupa’nın ise 2. pazarı konumunda bulunmaktadır.

Türkiye ilaç pazarının, artan gelir düzeyi, sağlık hizmetlerine erişimin iyileşmesi, yaşlanan nüfus ve ortalama yaşam süresinin artmasıyla yüksek oranda büyümesi beklenmektedir. Halkımızın sağlık ve yaşam kalitesindeki iyileşmeyi devam ettirmek için güçlü ve sürdürülebilir bir ilaç endüstrisi gerekmektedir.

Ülkelere Göre İlaç Pazarları – 2010 (milyar Dolar)



Üretim

Endüstride, uzun yıllara dayanan uluslararası kalite standartlarında üretim deneyimi mevcuttur. Türkiye ilaç endüstrisi, uluslararası standartlarda üretim yapan 50 tesisi, yaklaşık 300 kuruluş ve 30 bin çalışanı ile 6 bine yakın ürünü halkımızın hizmetine sunmaktadır. Kaliteli insan gücü ve yüksek teknolojisi ile gelişmiş ülkelerle rekabet edebilecek potansiyele sahip olan sektörün ürünleri, Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere 100’e yakın ülkeye ihraç edilmektedir.

İlaçların kalite standartları doğrultusunda üretimini ve kontrolünü sağlayan uluslararası bir kurallar bütünü olan İyi Üretim Uygulamaları’na (GMP) 1984 yılında geçen ülkemizde, ilaç üretim tesisleri, hem Sağlık Bakanlığı’nca, hem de, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Danimarka, İngiltere, Japonya, Körfez ülkeleri gibi ülkelerin otoritelerince akredite edilmektedir.

İhracat

Türkiye ilaç endüstrisi güçlü iç pazarın ve strateji eksikliğinin etkisiyle bugüne kadar iç pazar odaklı kalmış, ihracatı oldukça düşük seyretmiş, özellikle yüksek katma değerli ve teknoloji yatırımı yüksek tedavi gruplarında ithalata bağımlılığı giderek artmıştır. 2011 yılı ilaç endüstrisi verileri incelendiğinde, kutu bazında ithal ürünlerin payının %20 olduğu, ancak değer bazında söz konusunu oranın %50’ye ulaştığı görülmektedir. 2011 yılında ilaç endüstrisi dış ticaret açığı 4,1 milyar dolara ulaşmıştır.
Pazarın Dağılımı

2023 ihracat hedefi: 17 milyar dolar

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından hazırlanan raporda, ilaç endüstrisi için 2023 ihracat hedefi, 3,3 milyar dolar olarak belirlenmiştir. Bu rakam sektörün stratejik bir yaklaşıma sahip olmadığı durumda geçerlidir. Gerekli koşullar oluşturulduğu takdirde, 2023 yılında ilaç endüstrimizin ihracatı 16 milyar doları aşabilir. Eğer bu başarılabilirse, ilaçta dış ticaret açığı azalacak ve %12 seviyelerinde olan ilaç endüstrisi ihracatının ithalatı karşılama oranını %80 düzeylerine yükselecektir.

Ar-Ge

Yeni bir fikir geliştirmek ve bunu uygulamak anlamındaki inovasyon, daha önce olmayan bir ürün veya hizmeti geliştirmek şeklinde yapılabildiği gibi var olan bir ürün veya hizmeti daha kullanışlı, daha faydalı, daha çok insanın işine yarayacak hale getirmeyi de amaçlayabilir.


İlaç endüstrisinde inovasyon, geleneksel olarak referans ilaç üreten firmaların alanı olarak görülmektedir. Oysa eşdeğer ilaç firmaları da birçok farklı alanda inovatif faaliyet göstermekte, yeniliklere büyük yatırımlar yapmaktadır.


İlaç sektöründe, başlıca 3 tipte inovasyon mevcuttur:

  1. Artımlı (incremental) inovasyon: yeni dozaj formları ve yeni formülasyonlar.
  2. Adımsal (stepwise) inovasyon: endikasyon, yan etki ve ilaç metabolizması gibi özelliklerde farklı seçenekler sunan, aynı kimyasal aileye ait farklı moleküller.
  3. Atılım sağlayan (breakthrough) inovasyon:Bir hastalığa yepyeni bir yaklaşım getiren inovasyon ya da yeni etkin madde.

Artımlı inovasyon, farmasötik keşifler için esaslı bir unsurdur. Son 50 yılda geliştirilen ve klinik olarak önemli sayılan ilaçların büyük çoğunluğu, aynı farmakolojik sınıfta çoklu, küçük ve başarılı ilerlemeler içeren geliştirme süreçlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

İlaç sektöründe yeni bir molekülün bulunması, aslında hem referans hem de eşdeğer ilaç firmaları için bir başlangıç noktasıdır. Ürünün, zaman içerisinde bu başlangıç noktasından ileriye taşınması beklenmelidir. Ürünün geliştirilmesi sürecinde de, eşdeğer ilaç firmaları ile referans ilaç firmaları arasındaki rekabetin devam etmesi gereklidir.

Farmasötik inovasyon desteklenirken bunun, referans ilacın yaşam döngüsünü uzatacak, mevcut tedavide herhangi bir gelişme sağlamayan modifikasyonlar ile eşdeğer alternatiflerin rekabetinden koruyacak sonuçlar doğurmamasına dikkat edilmelidir. Farmasötik inovasyonun değer ifade etmesi için, terapötik alternatifleri ile karşılaştırıldığında, hastaya ilave terapötik yarar sağlamalı, başka bir ifadeyle, görece etkinliği artırmalıdır.

İlaç endüstrisinde inovasyon geleneksel olarak referans ilaç üreten firmaların alanı olarak görülmüştür. Oysa eşdeğer ilaç firmaları da birçok farklı alanda inovatif faaliyet göstermekte, yeniliklere büyük yatırımlar yapmaktadır.

Kamu otoriteleri eşdeğer ilaç üreticilerini inovatif süreçler için yeteri kadar teşvik etmemelerine rağmen eşdeğer ilaç firmaları, yeni fırsatlar içeren inovatif çalışmalar yaparak mevcut ürünleri daha ileri noktalara taşımaktadırlar. Ancak ilaç endüstrisi için yeni fırsatlar içeren bu inovatif alanlar dünyada az sayıda firmanın faaliyet gösterdiği, yatırım yaptığı alanlar olarak kalmaktadır. Bu çerçevede, inovatif faaliyetler, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ilaç firmaları için önemli fırsatlar yaratmaktadır. Katma değerli eşdeğer ilaç üretiminin desteklenmesi halinde, uzun yıllara dayanan üretim kültürüne ve uluslararası standartlarda teknoloji kapasitesi ve insan kaynaklarına sahip olan ilaç endüstrimiz, önemli başarılar yakalamaya ve global pazarda rekabet üstünlüğü edinmeye aday konumdadır.

Eşdeğer ilaç firmaları tarafından yapılan inovatif faaliyetler şöyle örneklenebilir: mevcut bir ürünün farklı doz veya formunun geliştirilmesi, kontrollü salınım sistemleri, kombine ürünler, hasta uyuncunu kolaylaştıran ambalaj sistemleri, biyobenzer ilaçların geliştirilmesi.

İlaç sektöründe inovasyon teşvik edilirken göz önüne alınması gerekenler şöyle sıralanabilir:

  • Tedavide fark yaratan ve inovasyon içeren katma değerli eşdeğer ilaçlar fiyat ve geri ödeme uygulamaları açısından desteklenmelidir.
  • Tedaviye önemli bir katkı sağlayan, artımlı inovasyona bazı teşvikler sağlanabilmelidir. Bu nedenle de, artımlı inovasyonun iyi tanımlanması, farklı renk, tat ve sunum gibi sıradan ürün farklılaştırmaları ile karıştırılmaması gerekmektedir.
  • İnovasyonun teşviki ile rekabet arasında sağlıklı bir dengenin oluşturulması gerekmektedir. Sağlanan teşvikler inovasyonu geliştirirken, rekabeti ortadan kaldırarak yeni tekeller oluşmasına neden olmamalıdır.
  • İnovasyonun teşviki için geliştirilen politikalar referans ilaç firmaları kadar, inovasyon yapan eşdeğer ilaç firmalarına da uygulanmalıdır.
  • Bilim ve iş dünyası arasında daha iyi bağlantılar oluşturulmalıdır.
  • Patentlerin kalitesi geliştirilmelidir.

Son yıllarda, ülkemizde ilaç firmaları, Ar-Ge merkezleri kurarak ya da mevcut Ar-Ge merkezlerini geliştirerek bu alandaki yatırımlarını artırmışlardır. Ancak ilaç endüstrimiz, ölçek sorunu nedeniyle Ar-Ge desteğinden yeterince faydalanamamaktadır. Örneğin Ar-Ge yasasında merkez lisansı almak için gereken çalışan sayısı, endüstrinin yapısı göz önüne alınarak 50’den 10’a indirilmelidir.

İlaçta Ar-Ge kapasitesinin artırılması için endüstrinin teşviklerden daha fazla faydalanmasını sağlayacak yöntemler uygulamaya konulmalıdır.

Ülkemizde Ar-Ge alanında yaşanan en önemli sorunlardan birisi yabancı Ar-Ge elemanlarının çalıştırılmasında karşılaşılan zorluklardır. Know-how akışını sağlayabilmek için Ar-Ge merkezlerinde yabancıların çalışma prosedürlerinin kolaylaştırılması ve hızlandırılması gerekmektedir.

Üniversite-sanayi işbirliğinin artırılması da inovasyon kapasitesinin gelişmesine önemli ölçüde katkı yapacaktır. Bu çerçevede, eczacılık fakültelerinde okutulan müfredatın ilaç üretimi ve Ar-Ge ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Endüstrinin desteğiyle, ilaç Ar-Ge'sinde uzmanlaşmış bir enstitünün kurulması da gündeme getirilebilir.

Sürdürülebilir İç Pazar

Endüstrinin küreselleşme yolculuğunda iç pazarın sürdürülebilirliği konusu kilit önem taşımaktadır.

Mevcut ilaç politikası, Sağlık Bakanlığı’nca fiyat düşüşleri ile finansal sürdürülebilirliğin sağlanması ve ilaca erişimin bu şekilde kolaylaşması üzerine odaklanmıştır. Bu süreçte kur güncellemesi de Sağlık Bakanlığı tarafından değerlendirilmemiştir. Oysa ilaç politikası mutlaka çok yönlü olmalı ve sadece kamu harcamalarını değil, halk sağlığını ve endüstrinin sürdürülebilirliğini de gözetecek şekilde oluşturulmalıdır.

Global Bütçe

2009 yılında ortaya çıkan küresel ekonomik problemlerin Türkiye ekonomisindeki yansımaları sonucunda kamu maliyesinde yaşanan sıkıntılar, sağlık harcamalarını kontrol altına almak isteyen kamu otoritesini ilaç harcamalarını düşürmek gayretine yöneltmiştir. Bu doğrultuda, 2010-2012 yılları için global bütçe uygulamasına geçilmiş ve 2009 yılı ilaç harcaması 16,1 milyar TL iken baz 13,7 milyar TL olarak belirlenmiş ve bütçeler aşağıdaki formüle göre oluşturulmuştur.

Global Bütçe (t+1) = Bütçe (t)*[1+(Reel GSYİH Büyüme/2)]*(1+Deflatör)



İlaç Global Bütçesi ve Harcamalar


2010-2012 OVPGerçekleşme / Revizyonlar*Bütçe

DeflatörBüyümeDeflatörBüyümeOVPGerçekleşme**
2009



13,66616,067
2010% 5.0% 3.5% 5.7% 9.214,60015,348
2011% 4.5% 4.0% 8.6% 7.515,56315,868
2012% 4.5% 5.0% 7.0% 4.016,66915,000
2010-2012



46,83246,216
*2010 rakamları gerçekleşme olup 2011 ve 2012 rakamları ise 2012-2014 OVP'sinden alınmıştır
**212 rakamları tahminidir.

Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, 2009 yılında GSYİH’nın %1,7’sine ulaşan kamu ilaç harcamalarının 2012 sonunda tedricen %1,35 seviyesine geri çekilmesi planlanmıştır. Sonuçta global bütçe hedeflerinin tutturulabilmesi için 2009, 2010 ve 2011 yılları sonunda alınan fiyat odaklı tasarruf önlemlerinin fazla sert olması ve beklenenden daha yüksek gerçekleşen ekonomik büyüme, kamu ilaç harcamalarının GSYİH’ya oranının planlanan düzeyin çok gerisine gitmesine neden olmuştur. Öyle ki, 2011’de %1,23 seviyesine gerileyen bu oranın 2012 yılında %1 düzeyine inmesi beklenmektedir.
Kamu İlaç Harcamalarının GSYİH’ya Oranı

Türkiye yüksek düzeyde kamu ilaç hizmeti sağlamaktadır. Kamu ilaç harcamalarının toplam ilaç pazarı içindeki payı %70’in üzerindedir. Alımı kamu yapmasa dahi iskontoların fiyatlara uygulandığı geri ödeme listesindeki ilaçlar ise toplam pazarın %90’ını oluşturmaktadır. Bu nedenle kamu politikaları toplam pazar üzerinde çok belirleyici olmaktadır. Diğer ülkelerde harcamaları kontrol etmek üzere alınan önlemler kamunun sunduğu daha sınırlı ilaç hizmeti nedeniyle sektör üzerinde daha az olumsuz etki yaratmaktadır.

Kamu ve Özel İlaç Harcamaları

Kamu Harcaması PayıÖzel Harcama PayıKamu İlaç Harcaması/GSYİHToplam İlaç Harcaması/GSYİH
Türkiye%73%27%1.2%1.7
Yunanistan*%69%31%1.8%2.6
İspanya*%62%38%1.6%2.5
Fransa*%59%41%1.4%2.3
Macaristan%49%51%1.3%2.6
İtalya*%48%52%1.1%2.3
Portekiz*%43%57%1.1%2.6
Meksika%37%63%0.4%1.1
Rusya%35%65%0.4%1.0
Polonya%31%69%0.6%1.9
Hindistan%17%83%0.2%0.9
Brezilya%14%86%0.2%1.3

Kaynak: IMS Midas; Türkiye için 2011 yılı verileri, diğer ülkeler için 2010 yılı verileri kullanılmıştır; * Referans Ülkeler

Hastaların ilaçlara kesintisiz şekilde erişebilmesi ve ilaç endüstrisinin sürdürülebilirliği açısından ilaç bütçelerinin sunulan hizmetin kalitesiyle uyumlu olması büyük önem taşımaktadır. 2010-2012 Global İlaç Bütçesi döneminde yetersiz bütçeler belirlenmesi ve fiyat indirimlerine ek olarak 2009 tarihinden bu yana ilaç fiyatlandırılmasında uygulanmakta olan 1,9595 TL düzeyindeki Avro değerinin sabit tutulması hem ilaç sektörünü zor durumda bırakmış hem de ilaca erişimde sorunlar çıkmasına neden olmuştur.

Bu süreç içinde endüstride maliyetler düşürülmeye çalışılmış bunun için de önce yatırımlar ertelenmiş, işe alımlar azaltılmıştır. Ardından yeni yatırım yapılmamaya, pazara yeni ilaçlar sunulmasında tereddüt edilmeye ve işten çıkarmalara başlanmıştır.
Avro Kuru

Sürdürülebilirlik açısından bütçeler GSYİH’dan uygun bir pay alacak şekilde belirlenmeli, artık arz (fiyat) odaklı önlemler yerine talep odaklı önlemler üzerinde çalışılmalıdır. Uygulanan fiyat politikaları sonucunda, Türkiye’de ilaç fiyatları, Çin ve Hindistan dışındaki diğer ülkelerin çok gerisinde kalmıştır. Bunlara ek olarak bütçelerin her yıl nominal GSYİH kadar büyütülmesi ve gerçekleşen ekonomik veriler doğrultusunda revize edilebilir olması sektörün ekonomiden aldığı payın korunması ve halka artan genel refah düzeyine paralel ilaç hizmeti sunulması açısından önemli olacaktır.

İlaç Fiyatları Karşılaştırması


Kaynak:İEİS

Yorum Yaz

E postanız yayınlanmayacaktır. Tüm alanlar mecburidir