Tüberküloz: Dünyanın en ölümcül bulaşıcı hastalığı

13.07.2017

MSF ve STBP'nin yeni raporu, dünyanın en ölümcül bulaşıcı hastalığı tüberküloz konusunda yapılanların hala yetersiz kaldığını ortaya koyuyor.

Hamburg/Cenevre, 5 Temmuz 2017 – Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ve Tüberkülozu Durdurma Ortak Girişimi (Stop TB Partnership – STBP), Almanya’da yapılacak G20 zirvesi vesilesiyle “Out of Step” başlıklı raporunun güncellenen üçüncü baskısını yayınladı.

Hükümetlerin tüberkülozla (verem) mücadele konusunda daha fazla adım atması gerektiğine dikkat çekilen raporda, tüberküloz (TB) vakalarının küresel düzeyde %82’sinin görüldüğü 29[1] ülkenin politika ve uygulamaları değerlendiriliyor. Raporda ayrıca hükümetlerin tüberkülozun önlenmesi, teşhisi ve tedavisi konusunda atabilecekleri adımlar ele alınıyor.

Önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olan tüberküloz, hala dünyanın en ölümcül hastalığı olma özelliğini taşıyor. Yalnızca 2015 yılında 1,8 milyon insan tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetti. Yine 2015 yılında 10,4 milyon tüberküloz hastasının %54’ü G20 zirvesinde temsil edilen ülkelerde yaşıyordu.

Ölüm oranlarının bu denli yüksek olmasına rağmen hala birçok ülke tüberkülozun önlenmesi, teşhisi ve tedavisi için geliştirilen yeni araçları kullanma konusunda gereken adımları atmıyor. Bu nedenle, G20 zirvesinde hükümetlerin ilaca dirençli hastalıkları tartışırken tüberkülozu da gündemlerine almaları büyük önem taşıyor.

G20 liderlerine çağrı

Tüberkülozun çok eski ve ölümcül bir hastalık olduğunu, fakat artık hastalığı engelleyecek bilgi ve araçların temin edilebildiğini belirten Tüberkülozu Durdurma Ortak Girişimi Direktörü Lucica Ditiu, “Ne yazık ki hala birçok ülke bu araçları kullanmıyor ve insanlar sırf bu nedenle hayatlarını kaybediyor. İlaca dirençli tüberküloz da dahil olmak üzere tüberkülozun yayılması ve daha fazla ölümün önüne geçilmesi konusunda G20 liderlerini harekete geçmeye çağırıyoruz” diyor.

Teşhis ve tedaviye yönelik mevcut testler yetersiz kalıyor

Hastalığın teşhisi konusunda da büyük eksikler söz konusu. Tüberkülozun teşhis edilmesini sağlayan ve birinci basamak tüberküloz ilaçlarına direnç olup olmadığını tespit eden hızlı bir moleküler test olan Xpert MTB/RIF, “Out of Step” raporunda yer alan yalnızca 7[2] ülkede yaygın olarak kullanılıyor.

Bu da şu anlama geliyor: Raporda değerlendirilen 29 ülkedeki insanların çoğu hala teşhis konusunda yüksek başarı oranı olmayan ve sonuç almanın aylar sürdüğü bir yöntemle test ediliyor. Bunun sonucu da olarak da birçok insan teşhis ve tedavi edilemiyor.

Örneğin 2015 yılında, tahmin edilen tüberküloz görülme sıklığı ve kaydedilen vakalar arasındaki farka bakıldığında 4,3 milyon tüberküloz hastasının teşhis edilmediği ortaya çıkıyor.

MSF Temel İlaç ve Aşılara Erişim Kampanyası (Access Campaign) HIV ve Tüberküloz Tıbbi Danışmanı Dr. Isaac Chikwanha, teşhis konusundaki duruma ilişkin şöyle konuşuyor: “İnsanlar teşhis bile edilemezken nasıl tedavi görecekler? Eğer ülkeler insanlara gerekli testlerin yapılması konusunda üzerlerine düşeni yapmazlarsa tüberküloz kaynaklı önlenebilir ölümlerin oranının azaltılması imkansız”.

Öte yandan daha etkili ve tüberküloz hastalarına daha az yük getiren yeni tedavi yöntemleri konusunda ilerleme kaydedildi.

İlaca dirençli tüberküloz

Kişinin normal bir hayat sürmesini engelleyen hastanede uzun süreli yatılı tedavi, yalnızca ileri düzey ilaca dirençli tüberküloz (İD TB) hastaları için düşünülmelidir. Ancak “Out of Step” raporunda değerlendirilen 29 ülkenin %34’ünde İD TB hastalarının hala uzun süreli olarak hastanede yatılı tedavi gördükleri ortaya konuyor.

İD TB tedavisinde kullanılan yeni ilaçlar, bugün kullanılan ilaçlardan daha etkili sonuçlar veriyor. İD TB tedavisinde halihazırda kullanılan ilaçlar, yaygın ilaca dirençli tüberküloz (YİD TB) hastalarında yalnızca %28 ve çoklu ilaca dirençli tüberküloz (ÇİD TB) hastalarında ise yalnızca %52 oranında iyileşme sağlıyor.

Raporda değerlendirilen ülkelerin %79’unda yeni bir ilaç olan bedaquiline ve %62’sinde ise delamanid kullanılıyor. Ancak 2016 yılında bu ilaçlara erişim ihtiyacı olan hastaların yalnızca %5’inin bu ilaçlarla tedavi edildiği görülüyor.

Bazı durumlarda 2 yıllık tedavi süresince 15 bine yakın hap alınmasını gerektiren İD TB tedavisi, şimdi 9 aylık bir sürede tamamlanabiliyor. Tedavi süresinin kısalması, hastaların normal ve üretken bir hayata dönmelerini de kolaylaştırıyor. Ancak kısa tedavilerin raporda değerlendirilen ülkelerin yalnızca 13’ünde[3] (%45) mümkün olduğu görülüyor.

Tüberkülozdan ölen insanların sayısında artış görülüyor

MSF Temel İlaç ve Aşılara Erişim Kampanyası HIV ve Tüberküloz Politika Danışmanı Sharonann Lynch şöyle ekliyor: “Tüberküloz konusunda çok hızlı hareket etmemiz gerekiyor, çünkü her 18 saniyede bir kişi tüberküloz nedeniyle hayatını kaybediyor.

Son 4 senede tüberküloz teşhisi konan hastaların sayısında bir artış gözlemlenmiyor, ancak hastalıktan ölenlerin sayısı azalmayıp aksine artış gösteriyor. Ülkelerin yeni araçlar kullanıp tüberküloz konusunda daha hızlı adımlar atmaları gerekiyor”.

G20 ülkeleri; 2016 yılında AIDS, Tüberküloz ve Sıtma ile Mücadele Küresel Fonu’na 1,6 milyar Amerikan Doları düzeyinde katkıda bulunarak tüberküloz konusunda çalışmaları destekledi.

Bir sonraki adım olarak G20 liderlerinin; daha fazla insanın teşhis edilmesi, daha etkili tedavi yöntemlerinin tüberkülozdan etkilenen tüm insanlar için erişilebilir hale gelmesi ve tüberküloz kaynaklı ölümlerin azaltılması için kaynaklarını harekete geçirmeleri gerekiyor.

MSF ve STBP, hükümetlerin tüberkülozla mücadele politikalarını ve uygulamalarını Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileriyle uyumlu hale getirmeleri için “Step Up for TB” isimli bir kampanya başlattı: https://stepupfortb.org #StepUpforTB


Kaynak:sınır tanımayan doktorlar

Yorum Yaz

E postanız yayınlanmayacaktır. Tüm alanlar mecburidir