Türkiye’de hızla artan yaşlı nüfusun sağlık sorunlarını karşılamaya hazır mıyız?

17.07.2017

Türkiye’de 65 yaş üstü nüfusa yönelik ilk ve en kapsamlı bilimsel araştırma olan ELDER – TÜRK Çalışmasının sonuçlarına göre, ülkemizde yaşam süresi tahminlerin üzerinde bir artış gösterdi. Dolayısı ile 2020 yılı için öngörülen 65 yaş üstü nüfus oranı olan %7.7’yi şimdiden %8.2’i oranı ile aşıldı. Ancak yaşlı nüfustaki bu artış beraberinde kronik hasta sayısında ve ilaç tüketimde de önemli bir artışla birlikte gerçekleşti. Kardiyoloji Kliniklerinde Takip Edilen Yaşlı Türk Nüfusunda Kardiyovasküler Risk Faktörleri, Eşlik Eden Hastalıkları, Acil Servis veya Hastaneye Başvuru ve İlaç Kullanımı Sıklığı: ELDER – TÜRK Çalışma grubu adına elde edilen verilerle ilgili okurlarımız için bir analiz kaleme alan Medikal Akademi Yayın Kurulu Üyesi ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehdi Zoghi, önemli saptamalar yaptı.

Türkiye’de yaşlı nüfus, kronik hastalık dağılımı ve ilaç tüketimi ile ilgili Prof. Dr. Mehdi Zoghi’nin değerlendirmelerini okurlarımızın dikkatine sunuyoruz: Tüm dünyada 65 yaş ve üzeri popülasyonda yaşam süresinde önemli ölçüde artış gözlenmektedir. Türkiye bu sıralamada 167 ülke arasında 66. sırada yer almaktadır. Ancak bu yaş grubundaki artış hızı beklenenden daha fazladır. Türkiye’de 2000 yılında 65 ve üzeri yaş grubunun oranı %5.6 iken 2020 yılı için bu oranın %7.7’e yükselmesi öngörülmüş ancak Türkiye İstatistik Kurumunun en son verilerine göre 2015 yılında oran %8.2 (6 milyon 495 bin 239 kişi) olmuştur. Beklenen yaşam süresi ise 78 yıl (erkeklerde 75.3 ve kadınlarda 80.7) olarak rapor edilmiştir. Bu rapor verileri doğrultusunda ülkemizde 65 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi kadınlarda ortalama 3.3 yıl daha fazla olmak üzere ortalama 17.8 yıl olmaktadır.

Bir taraftan nüfusun yaşlanması bir takım sosyal ve ekonomik sorunları beraberinde getirirken diğer taraftan ileri yaş tek başına morbidite ve mortalite açısından bağımsız bir nedendir. Kardiyovasküler hastalıklar en sık bu yaş grubunda görülmekte ve ölümlerin yaklaşık ise %75-80’i kardiyovasküler risklere bağlıdır. Önemli bir başka nokta ise kardiyovasküler hastalıkların profilinin yaşlılarda popülasyonun diğer yaş gruplarına göre farklılık göstermesidir. İleri yaş grubuna en iyi ve en doğru sağlık hizmetini sunabilmek, bu nüfusun sağlık alanındaki önceliklerini değerlendirmeyi elzem kılmaktadır.

Görüldüğü üzere geriatri yaş grubun sağlık sorunları ve bakımına ilişkin çalışmalar önemi büyüktür. Nitekim 2015 yılında T.C. Sağlık Bakanlığının Halk Sağlığı Kurumu tarafından yayınlanan Sağlıklı Yaşlanma Eylem Planı ve Uygulama Programında konuyla ilgili önemli girişimler ve stratejiler ön görülerek yer almıştır.

Biz de kendi alanımızda ELDER-TÜRK araştırmasında kardiyoloji kliniklerinde takip edilen yaşlı Türk nüfusun kardiyovasküler hastalık sıklığı, risk faktörleri, eşlik eden diğer hastalıkları ve kullanmakta oldukları ilaçlara yönelik ulusal epidemiyolojik bir veri tabanı oluşturulması hedeflendik. Türkiye’de ileri yaş gurubunda kardiyovasküler hastalıkların görülme sıklığı, risk faktörleri, eşlik eden hastalıkların oranı, kullanmakta oldukları ilaçlar vb. konulara yönelik epidemiyolojik veriler oldukça sınırlıdır.

ELDER-TÜRK çalışmasında kardiyoloji kliniklerince takip edilen 65 yaş ve üzeri 5694 hastayı yüze yakın araştırmacı çalışmaya dahil etmiştir. Ortalama yaşları 73.5±6.3 yıl ve %49.8’i erkek olan hasta grubunda hipertansiyon %73, diyabet %28.8, hiperlipidemi %35, geçirilmiş miyokard enfarktüsü %50, atrial fibrilasyon %27.3 ve kronik böbrek hastalığı %11.5 oranında kayıt edildi. Hipotiroidi %6.2, alzheimer %1.6, inme hikayesi %18.7, KOAH veya astım %15 ve bilinen malignite %4 olarak değerlendirildi.C Çalışmaya katılanların ortalama vücut kitle indeksi 27.7±4.4 kg/m², sistolik kan basıncı 130±18 mmHg, diyastolik kan basıncı 77.1±11 mmHg ve istirahat kalp hızı 76±14 vuru/dakika idi. Çalışma popülasyonunun %66.3’ü beta bloker, %71.7’si anjiyotensin sistem inhibitörleri, %59.6’sı diüretik, %7.9’u digoksin, %30.5’i kalsiyum kanal blokeri, %34’ü lipid düşürücü ajanlar, %71.5’i asetil salisilik asit ve %25.9’u oral antikoagülan (Warfarin %16) kullanmaktaydı. En sık kullanılan kardiyovasküler sistem dışı ilaçlar vitaminler (%12.3) ve non-steroid anti-inflamatuar ilaçlardı (%11.2). Hastaların %25’i dört veya daha fazla ilaç kullanmakta idi.

Acil servise yıllık başvuru oranı %19 ve başvuranların üçte iki oranında hastanede yatarak tedavilerinin yapıldığı kayıt edilmiştir. Yılda 10’dan fazla polikliniklere başvuranların oranı ise nispeten yüksek (yaklaşık %20) olduğu görülmüştür.

Sonuç olarak, gözlemsel çok merkezli çalışmamızda, yaşlı Türk popülasyonundaki kardiyovasküler ve ko-morbid hastalıklarla ilgili değerli veriler elde ettik. Elder-Türk çalışması ülkemizdeki tüm yaşlı nüfusu değil ancak kardiyoloji polikliniklerine başvuranları temsil yeteneğine sahip olmaktadır. Bununla birlikte yaşlı hastalardaki kardiyovasküler hastalıklar için risk faktörlerinin belirlenmesi, eşlik eden hastalıklar ve kullanılan ilaçların tanımlanması, tüm yaşlı nüfusun sağlığı için uygun ve gerekli girişimlerin yapılmasına yardımcı olabilir.

Ülkemizde yapılmış olan ileri yaş grubundaki klinik araştırmaların verileri dikkate alındığında tütün kullanımı dışında kardiyovasküler hastalıkların geleneksel risk faktörlerinin son 10 yılda geriatri yaş grubunda da belirgin artış gösterdiği dikkati çekmektedir. Hipertansiyon, diyabet ve koroner arter hastalığı eşlik eden hastalıklar arasında ilk üç sırayı kapsamaktadır. Türkiye’de giderek artan geriatri yaş grubunun sorunlarının belirlenmesi ve çözümlerine yönelik etkin mücadele geliştirmek için özellikle epidemiyolojik veriler olmak üzere daha çok klinik araştırmaya gereksinimimiz olmaktadır.


Kaynak:medikalakademi

Yorum Yaz

E postanız yayınlanmayacaktır. Tüm alanlar mecburidir